Alevilik, Kürtlük, Zerdüştlük, Nusayrilik, 40'lar...


Kürtler ve Alevilik
Dini temalı Kürt şiirinde bilinen örnekler, İslâmiyetin doğuşundan sonra, ancak bu dinin etkisine girmeden önce yaratılan ürünlerdir. Bu eserlere, İslâm öncesi Kürt şiiri diyoruz.
Kürtlerin eski dinlerinden Zerdüştiliğe mensup olduğu anlaşılan bir şairce 7. yüzyılda ceylan derisi üzerine Hewrami (Gorani) lehçesiyle yazılan bir şiir, dini temalı en eski şiirlerden biridir. Bu şiirde, İslâm Halife ordularının Zerdüşti topluluklara karşı yaptığı katliam anlatılmakta ve lânetlenmektedir.

Şiirin Türkçesi şöyle
Kutsal yerler yakıldı, kutsal ateşler söndü
Herkesten saklandı namlı büyükler
Zalim Araplar girdi ta Fırata dek
Köylerden tut da ta Şehrizura kadar
Esir alındı bütün kızlar ve kadınlar
Kendi kanında boğuldu özgür adamlar
Kimsesiz kaldı Zerdüştün töresi, dini
Yüce Hürmüz affetmeyecek hiç birini.

VII-X. Yüzyıllar arası Kürt tarihi üstüne bir doktora çalışması yapan Dr. Arşak Poladyan, Kürtlerin geçmişte bağlı bulundukları Zerdüştilik ile onun güçlü ve yenilikçi devamı niteliğindeki Mazdekçilik ve Hurremiliğin; İslâmiyetin kurumsal etkisine girmeden önce bu topluluklar üzerindeki etkisini şöyle yansıtıyor:
Abbasiler döneminde İslâm karşıtı oluşumların temel hareket gücünü toprak eşitliğini savunan köylüler oluşturmuştur. VIII-IX. yüzyıllarda çeşitli İran vilayetlerinde gelişen din grupları ile İslâmiyet dönemindeki Mazdeki hareketi de bu slogandan yararlanmıştır. IX. yüzyıldan başlayarak Hürremizm, köylü hareketleri ideolojisinin temel formuna dönüşmüştür. Hürremizm, Manihey- Mazdekit tipindeki öğretilere yakın bir ideolojiyi temsil etmektedir. Hürremiler Muhammira (Kızıllar, Kızılbayraklılar) adıyla bilinmektedir. Onlar, dünya düzenindeki adaletsizliğin kökünü toprak ve sosyal eşitsizlikte görmekteydiler. İşlenebilen bütün toprakları toplumsal mülkiyete dönüştürmek, özgür köy toplumlarının yönetimine bırakmak istemektedirler. Hürremiler, aralarında kadınların da olduğu genel eşitliği, vergilerden ve haraçlardan kurtulmayı istemekteydiler. Baskı ve sosyal eşitsizliğin (karanlığı) oluşturduğunu kabul eden Hürremiler, gerek Arap hanedanlığına gerekse İslâmiyete karşı uzlaşmaz bir mücadele yürütmüşlerdir.( Dr. Arşak Poladyan: VII- X. Yüzyıllarda Kürtler, Özge yay. Ank. 1991,s. 44)

Burada anlatılan dinsel, inançsal, kültürel ve ideolojik yapılanma kuşkusuz edebiyatın diline, üslubuna ve içeriğine de yansıyacaktır. Nitekim, Kürt şairleri de İslâmiyetin etkisine girmeden önce kendi özgün dilleriyle yazarken; Arapçanın din ve kültür dili olmasından sonra Arapçaya, daha sonraysa Farsçaya yönelmişlerdir. ( Melik Şarayê Biharın , İslâmiyetten sonra Fars dilinde ilk şiir yazan Kürt şairi olduğu söylenir. Fars edebiyatının temellerini atan en büyük şairlerden biri kabul edilen, 1140- 1202 yılları arasında yaşayan Nizamî-i Gencevî'nin de Kürt kökenli olduğu biliniyor). Bu özelliği; önce Zerdüştî, daha sonraysa Mazdekçi, Hürremi ve Yarsanî şairlerde rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz.

Göreceli olarak coğrafik ve kültürel açıdan İslâmiyetin etkisinden uzak kalabilen Yarsancı Goran şairlerde bu özelliği daha iyi izleyebiliyoruz. Özellikle Yaresan Edebiyatı üstüne önemli çalışmalar yapan Maruf Haznedar'ın dediği gibi,Yarsancı Goranlar, inançlarının Zerdüştîliğe bağlanması nedeniyle, Arapça yerine Kürtçe düşünmüş ve Kürtçe yazıp konuşmuşlardır. Yarsan dininin şiire aktarılması bu edebiyatın oluşumunda önemli bir rol oynar. Maruf Haznedar'ın, Kürt edebiyatı Gorani lehçesi ve Ehl-i Hakka (Yarsanizm) dayanır yolundaki tespiti, bu açıdan önemlidir.

Kürt şiiri üstüne önemli bir antoloji çalışması hazırlayan genç ve yetenekli araştırmacı Selim Temo'nun, şiir örneklerinden yola çıkarak yaptığı şu belirleme de konumuz açısından son derece önemlidir: "Yarsancıların aynı zamanda şair de olan pîr ve uluları, Kürtçe düşünüyor ve Kürtçe yazıyorlardı. Dinlerinin inanç ve esaslarını halk şarkısı formunda şiirlerle anlatıyorlardı. 8. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar varlığını sürdüren bu şiirleri, aynı zamanda kayıt altına da alındıkları için Kürt yazılı edebiyatının en önemli kaynakları saymak mümkündür."(Selim Temo: Kürt Şiiri Antolojisi, 2 Cilt, Agora yay. İst. 2007)

Tıpkı daha sonra Yezidiler'in kutsal kitaplarında olduğu gibi, bu eserlerin gizlilik dereceli bir yazıyla ve özel şifrelerle yazılması, belki de İslâm tasallutundan kurtulmalarını ve bugüne ulaşmalarını sağlamıştır.
Adıyla anıldıkları şairlerin ya da dönemin diğer şairlerinin şiirlerini kapsayan bu eserlerin bazıları şunlardır:
Serencam,
Dewrey Balûl,
Defterî Pîrdîwerî,
Defterî Dîwanî Gewre,
Dîwanî Sawa,
Defterî Ramyaw,
Defterî Zulal Zulal,
Defterî Gewayî Xulaman,
Defterî Şindirwe,
Defterî Abidinî Caf,
Kelamî Almas Xan,
Kelamî Derşêş Kulî Kirindî,
Dewrey Qirmîzî,
Kelamî Zulfikar,
Dîwanî Şa Teymûr Banî Yaranî,
Dîwanî Kasîd,
Dîwanî Şah Amîr,
Kelamî Newroz.
Bunlardan Serencam, Defterî Pirdiwerî , Defterî Diwanî Gewre ve Balûlî Dana'nın şiir ve hikmetli sözlerini kapsayan Dewrey Balûl adlı eseriyle, sonradan oluşturulan Zebûrê Haqiqat adlı kutsal kitap, Yarsanizm dininin temel kaynaklarını oluşturuyor.

Yarsanizm'in (Ehl-i Hak) Kuramcısı Balûlî Dana (Behlül-i Dânâ)
İslamiyetin doğuşundan sonra,islamdışı şiir yazan ve günümüzde Alevilik formuna dönüşen Yarsanizm'in kurucusu kabul edilen 8. yüzyılda yaşamış (ölümü 837) Kürt şairi Balûlî Dana hakkında Türk literatüründe verilen bilgiler, sözkonusu çevrelerin bilgilerini yenibaştan sorgulamasını gerektirecek niteliktedir.
Kürt literatüründe, üstteki adın yanısıra "Medli" anlamında Behlûlî Madî(Mahî) adıyla da bilinen bu Kürt şairi, 8. yüzyılın ikinci yarısında Luristan'ın Mahilkûfe bölgesinde doğar. Özellikle Goranî ve Luri lehçesinde şiirler yazar. Kendisinden sonra birçok Kürt şairi onun yolunu izleyerek, önemli bir edebiyat akımı yaratırlar. Bu edebiyat akımı içinde , erkeklerin yanısıra birçok kadın şair de yetişmiştir.

Dini literatürde Yarsan, Yaresan, Ali- Allah, Ali- İlahî, Yarsanizm, Ehl-i Hak, Ahlê Haq gibi isimlerle anılan bu inanç; günümüz Aleviliğinin temel kaynaklarındandır. ( Alevilik'le Ehl-i Haklık arasında benzer çizgiler konusunda bkz. M. Bayrak: Alevilik ve Kürtler, Özge yay. Ank. 1997).

Abdülbaki Gölpınarlı gibi Bektaşilik ve Tasavvuf araştırmaları yapan bir akademisyen şu bilgiyi veriyor: "Gayet nükteli sözler söyleyen bir meczup. Abbasoğulları'ndan Harunürreşid'in kardeşi olduğu söylenir. (Bkz. Alevi- Bektaşi Nefesleri, 2. bas. İst. 1992,s. 381).

Diğer ansiklopedilerdeyse, özetle şu bilgiler verilir:
İran ve Türk edebiyatında bilgece sözlerinden dolayı Behlûl-i Dânâ (Bilgin Behlûl) adıyla da anılan Kûfe'li bir sufinin adıdır. Harun Reşit döneminde (786- 809) yaşadığı, yaşamının büyük bir bölümünü Bağdat'ta geçirdiği biliniyor. Ondan söz eden fıkralarda yarı deli sokaklarda dolaştığı, dünya nimetlerine önem vermeden ve hırsa kapıldıkları için insanlardan uzaklaşarak Tanrıya yöneldiği anlatılır. Tasavvufla ilgili yapıtlarda yer alan bu fıkralar Feridüddin Attar tarafından genişletilerek öyküleştirilmiştir. Edebiyatımızda da bu yönüyle sözü edilir. Tanrı aşkıyla her şeyi terkettiği için deli sayılan ama gerçekte akıllı bir hak âşığı, bir bilge olarak görülmüştür. (Bkz. A. Özkırımlı: Türk Edebiyatı Ans. Cilt-1, Cem yay. İst. 1982,s. 209).

Türk Ansiklopedisi, Meydan Larousse, Büyük Larousse, Ana Britannicagibi diğer Türkçe ansiklopedilerde de benzeri bilgiler tekrarlanır. Yalnızca sonradan yayıldığı Anadolu ve Azerbaycan'la ilişkilendirilip, Kürt kimliğine hiç bir vurgu yapılmayan bu filozof- şairin, Behlül Dâne, Behlül Divane, Pehlül Bir Dane, Behlûl Dânende gibi adlarla anıldığı ve bilge kişiliğinden dolayı büyük bir yaygınlık kazandığı belirtilmekle yetinilir.
Hatta, Yunus Emre'nin "Halife oldum bindim çok türlü hâle döndüm/ Behlûlile sinlerde ol kelle kıran benem" sözlerinden habersiz, onun 16/17. yüzyıllarda yaşamış olduğunu söyleyenler de bulunabilmektedir. (Bkz. İ. Özmen: Alevi- Bektaşi Şiirleri Ant.).

Bu filozof- şairin şiirinden iki beyti birlikte izleyelim:
Ew watey yaran, ew watey yaran
Ême dêwaneyîn ew watey yaran
Henî megêlin yek yek şaran
Ta zinde kerim ayîn Îran

Türkcesi:
Bazı yârlara (yaresanlara) göre, bazı yârlara göre
Divane olmalıymışız o yârlara göre
Ama dolaşıyorlar tek tek şehirleri
Diriltmek için eski İran dinini
Kadın ve Erkek Yaresan/ AleviŞairler ve Âşıklar

Bugün Kürt şiirinde, Balulî Dana'yı izleyerek sonraki yüzyıllara sarkan onlarca erkek ve kadın Yaresan şairi ve âşığı biliniyor. Bu erkek şair ve âşıklar; Kürtçe'nin yanısıra Farsça, Türkçe, Rusça ve Romen dillerine de yansıyan ve dinsel bir mansıp olan "Babe/ Baba" unvanıyla anılmaktadırlar. Bilindiği gibi "Bab", Alevilikte de "Kapı" anlamında bir kutsallık ifade etmekte ve Kalenderilik, Haydarilik , Bektaşilikte bir dini unvan olmaktadır.

Anadolu'daki ilk Alevi önderlerinin Baba İlyas, Baba İshak gibi şahsiyetler olduğu ve bunların önayak olduğu 13. yüzyıl isyanının da Babaî Hareketi olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır.
Önce, hemen tamamı (Babe/Baba) unvanlı olup, elimizde eserleri bulunan erkek şair ve âşıklarla, yaşadıkları dönemlere göz atalım:
Babe Raxê Hemzanî (8/9. yüzyıl)
Babe Hatemê Loristanî (8/9. yüzyıl)
Babe Lorey Loristanî (8/9. yüzyıl)
Babe Nicumê Loristanî (8/9. yüzyıl)
Babe Recebê Loristanî (8/9. yüzyıl)
Baba Serhengî Dewdanî (935- 1007)
Baba Tahirê Uryan (938 ? – 1010/ 1020 ?)
Evdılsemedê Babek (972- 1019)
Babe Gerçekê Hewramî (10. yüzyıl)
Babe Sırıncê Kelatî (10. yüzyıl)
Pîr Şalyar (1006- 1098)
Elî Herirî (1010- 1078)
Şa Xweşinê Loristanî (1016- 1077)
Şêx Adî (1073- 1162)
Babe Nawsî Caf (1084- 1161)
Abidinî Caf (1320- 1394)
Baba Yadigâr (1359- 1480)
Qırmızî- Şaweys Qûlî (1407- 1514)
Alî Qelender (1434- 1484)
Seyid Ekabîrî Xamoşî (1440- 1493)
Babe Celilî Dewdanî (1578- 1560)

Burada anılanlar, Yaresan- Aleviliği doğrultusunda Kürtçe şiirsel üretim yapıp, bir bölümü de saz eşliğinde bunları icra eden şair ve âşıklardır. Kürt kökenli olup, Osmanlıca, Farsça ve Arapça gibi üç dilde önemli divanları bulunan Alevi edebiyatının en büyük temsilcilerinden büyük divan şairi Fuzulî gibi önemli temsilciler burada anılmamaktadır. Aynı dönemde yaşamış ve büyük bölümü eserlerini sazla terennüm eden kadın şair ve âşıkları ise şöyle sıralayabiliriz:
Celale Xanıma Lorıstanî(985- 11. yüzyıl)
Daye Tewrêza Hewramî (10/11 yüzyıl)
Rıhan Xanıma Lorıstanî (11. yüzyıl)
Lıza Xanım (11. yüzyıl)
Xatû Mey Zerd (11. yüzyıl)
Daye Xezana Serketî (11. yüzyıl)
Fatıme Loreya Goranî (11. yüzyıl)
Yay Hebîbeya Şarezurî(1282- 1348)
Nazdar Xatûna Şirazî (13. yüzyıl- 1363)
Xatûn Dayrakî Razbar (13. yüzyıl- 1345)
Nergiz Xanıma Şarezûrî (1301- 14. yüzyıl)
Xatun Zerbanûya Derzyanî (14. yüzyıl- 1440)
Semen Xanıma Devdanî (16. yüzyıl)

Tüm burada anılan şair ve âşıkları tek tek irdelemenin yeri burası değil. Ancak şu kadarını belirtmeliyim ki; 10/11. yüzyıllarda yaşamış olan Baba Tahir Uryan, ünlü İranlı şair Ömer Hayyam ile Türk şairleri Yunus Emre ile Mevlana'nın düşünce babası ve şiirsel öncüsü konumundadır. Zaten, kendisi Kürtlerin Ömer Hayyam'ı olarak da nitelendirilmektedir. Onlara önderlik yapmasına ve adına Balkanlar'da bile dergâhlar bulunmasına rağmen, bu büyük filozof- şair, Türkçe tasavvuf literatüründe adeta görmezden gelinmiştir.

Yaresan/ Alevi edebiyatında yer alan üstteki kadın şairler de, bu inancın ve kültürün kutsal kişilikleri arasındadır. Bunlardan 13/14. yüzyıllarda yaşamış olan Xatun Dayrakî Razbar'ın, Ehl-i Hak dininde Hakk'ın tecellilerinden biri kabul edilen ve bazı yönleriyle Hacı Bektaş-ı Veli ile benzeştirilen Sultan İshak (Sultan Sohak) ın anası olduğu söylenir. Bilindiği gibi, günümüzde Razbar adıyla bir Ehl-i Hak müzik topluluğu bulunmaktadır.
Aslında, İslami öğretilere bağlı Kürt topluluklarıyla; Alevi, Ehl-i Hak ve Yezidî gibi İslamdışı öğretilere bağlı Kürt toplulukları arasında kadının konumu açısından belirgin farklar vardır. Bunu, İslamiyet'ten önceki Kürt toplumu ile İslamiyet sonrası Kürt toplumunu karşılaştırdığımızda da rahatlıkla görüyoruz.
Sözgelimi Kürtler'in geçmişte bağlı bulunduğu Zerdüşt düşüncesi ile onun güçlü ve yenilikçi devamı niteliğindeki Mazdekçilik öğretilerinde, kadın- erkek eşitliğini esas alan bir anlayış vardı. Hatta Mazdek öldürüldükten sonra karısı Hurreme, onun yerine geçerek düşüncelerini yaymaya devam ediyor. Peşine takılanlara Hurremdin adı veriliyor. Hurremdinliler, İran- Kürdistan- Mezopotamya bölgelerinde geniş alanlara dağılarak bu öğretiyi yayıyorlar. Bugünkü Alevilik, Ehl-i Haklık ve Yezidilik'e damgasını vuran birçok düşünce, kaynağını, onun kuramcısı ve isim-anası olduğu Hurremilik' ten alıyor.

Kızılbaş/Alevi, Ehl-i Hak ve Yezidî Kürt topluluklarında, dini törenler kadın ve erkeklerle birlikte yapılır. Alevi ve Ehl-i Hak gibi "melek kültü"ne bağlı topluluklarda, kadının önemli bir rolü vardır. Bu öğretilerde, toplumu yönettiğine inanılan Kırklar Meclisi'nin (Çihiltan) 40 üyesinden 17'si kadındır. Öte yandan, 20. yüzyıl başlarında faaliyet gösteren dini lider Nimetullah Ceyhunabadî'nin beraberindeki 1145 sûfî'nin yaklaşık 500'ü kadın olduğu gibi; Ehl-i Hak (Yarsanizm) dininin kutsal metinlerinden bazıları da Mama Nergiz Şahrazurî gibi kadınlarca yazılmıştır.
Yaresan Aleviliği'nin kadın dini önderleri ve âşıkları olarak nitelendirdiğimiz yukardaki kadın sanatçılardan
Celale Xanıma Lorıstanî,
Rıhan Xanıma Lorıstanî,
Lıza Xanım,
Xatun Dayrakî Razbar,
Xatûn Zerbanûya Derzyanî gibilerinin, eserlerini dergâh ve cemhanelerde saz eşliğinde icra ettikleri bilinmektedir. Elimizde, tümünden örnekler bulunmakla birlikte, biz, yalnızca 11. yüzyıl âşık- şairlerinden Lıza Xanım'dan, Yarsanizm'den Aleviliğe evrilmeyi/ geçişi gösteren ve ikiöğretide de gizliliği esas alan bir dörtlükle sözlerimizi noktalamak istiyoruz:

Heyder nazkêş, Heyder nazkêş
Ne hizur şapame ne niyer we pêş
Qebaley sirên bikere endêş
Ba neza nopêş bêgane û xwêş

Türkcesi:
Ey halden anlayan Haydar, ey Haydar (x)
Ne huzurum kaldı, ne takat, ne fer
Öğretiyi düşün, o en gizli sır
Asla anlamamalı kayıtsız cahiller..
(x) Haydar: İmam Ali'nin adlarından biri.

Bölüm sonu notları:
Görüldügü gibi Kürtler islamiyete gecmeden önce zerdüştlük dinini benimsemekte, sonraları Zerdüştlüğün devamı olan Mazdekçilik ve Hurremilik ile yollarına devam etmekte ve sonrada Yarsancılık inancıyla birlikte Ali- Allah, Ali- İlahî, Yarsanizm, Ehl-i Hak, Ahlê Haq görüsüyle Alevilige gecis saglamakta. Bu noktada en önemli unsur 11. yüzyıl âşık- şairlerinden Lıza Xanım'ın yazdıgı Yarsancı siirde "Haydar" yani Hz. Ali'yi bizzat kullanmasıdır. bu 11. yüzyılda imam Ali ile Ali- Allah, Ali- İlahî görüsünün aynı oldugunun kanıtıdır. ayrıca imam Ali'nin gizli bir ögreti getirdigini ve bunun cahil insanlardan saklanılması gerektiğini de söylüyor.

Kermanşah bölgesinin en eski inançlarından biri olan Yarsanicilik, Kürtçe Yârsânizm veya Farsça Yaresanizm olarak adlandırılırken, Arapça Ehl-e Haqq olarak biliniyor. ‘’Gerçeğin halkı’’ veya ‘’Gerçek insan’’ anlamına da gelen Yârsânizm’de erkeklerin sakal bırakması zorunlu. Bu inanca göre sakal en önemli özelliğini taşıyor. Sakalsızlara ise değer verilmiyor. Dinin diğer bir temel özelliği de ‘şeytana’ verilen değer olarak dikkat çekiyor. Bu yanı ile Ezidi inancına benziyor.

Bu inanca mensup olanlar daha çok Kermanşah bölgesinde yaşıyor. Aynı inançtan Kerkük civarında yaşayan gruplar da bulunuyor. Kürtler dışında, Azeriler ve Farslar arasında da bu inancı benimseyenler var. Ayrıca Mandali, Bakuba ve Xaneqin’de bu inanca mensup Arap grupların da olduğu belirtiliyor.

ATEŞ ÜSTÜNDE YÜRÜYORLAR

Söz konusu inancın Kermanşah’ta 14. yüzyılın (bazı kaynaklarda 15 veya 16. yüzyıl olarak geçiyor) başlarında Sultan Sahak (veya Sohak) tarafından oluşturulduğu kaydediliyor. Kürt kökenli Sultan Sahak, kuralları ve inançsal törenleri yeniden formüle eden, birleştirici bir unsur. Bu inanç başından beri mistik, gizli ve kapalı bir din olarak gelişti. Bu nedenle doğrulanabilecek az sayıda bulgu var. Yine de bu inanca ilişkin Farsça yazılmış bir edebiyat bulunuyor.


Bazı kaynaklarda ise bu inancın 8. yüzyılda Behlûlê Mahî tarafından kurulan bir mezhep veya din olduğunu belirtiyor. Bu inancın tümüyle şiir ve müzikle aktarıldığı kaydediliyor.

Yarsaniler kış mevsiminde üç gün oruç tutuyorlar.(Hızır orucu) Aleviler gibi cem yapıyorlar. Cemleri Kürtçe dilinde yapıyorlar, saz çalıyorlar ve ateş üstünde yürüyorlar.

Mensuplarına,yarsan,Aliullahi,Ali-ilahi(yani Ali'ye tapanlar),Alihak,Ehl-i Hak ("doğrunun insanları")ve ya Ehl-i Hak ("Evrensel ruhun insanları"),,Nusayri("Nazarenler") v.b. denilen Yarsaniler,Kürdistanın güneyinde,İran,Irak'ta yoğunlaşmışlardır.Etkinlik alanları,bazı büyük istisnalar dışında,Kürtçe'nin Gorani(Laki'yi de içerecek biçimde)lehçesinin etkinlik alanı ile benzeşir.


Yarisani son derece zengin bir dinsel kozmogoni bilgisine sahiptir.Yarisanilik dünyanın,Evrensel Ruh(hak)Azal'da yani "yokluk-öncesi"nde,bir inci içinde(ve ya inci olarak)bulunduğu dönemde yaratıldığına,kendisi birincil avatarda(Zati Başar) yani Ulu Tanrı'da(khanwandagar)ifade ettiğine ve dünya yaşamını oluşturan yedi evre'den(biyabas)birincisinin başlamasının işaretini verdiğine inanır.Ruhun kendisini daha sonraki dönemlerde kendisi ile birlikte kutsal yediye ulaşmak için beş ikincil avatarda daha (Zati Mihman)cisimleştirdiğine inanır.İşte bu özgün Evresi,Sacnari ya da"Genesis"tir.



Sultan Sahak ile başlatılan Dördüncü Evre Yahudi şahsiyetleri olan Musa,Davud ve Bünyamin gibi avatarlarla devam ettirilir.Yedinci Evrenin avatar adları Türkçedeki gibi beg kelimesini almıştır.
Beşinci evrenin avatar adları ise ortaçağda Yezdanilik içinde ortaya çıkan devrimci hareketlerle işaret eder.Bu evrenin ilk avatarı olan Kırmızı Babek ya da Narseholabilir.Bu devrimciler kızıl giysi ve semboller taşırlar,Yoldaş ya da inanan anlamındaki YAR sözcüğü bu evredeki iki avatarın adında yer alır.Bu iki ad ortaçağda yaygın olarak kullanılan adlardır.Mazyar (Mah yazd yar,Med Meleği'nin yoldaşları anlamında)Hazar Denizi civarında Babek ve Narseh isyanları ile eşanlamlı olarak başkaldırılan bir Yezdani Devrimcisinin adı buna iyi bir örnektir.(Rekaya 1983)Aynı zamanda ,Bağdat yakınlarında Ayyarlar yani "yoldaşlar"adı altında,alt tabakadan insanların bir tür ocağı ya da derneği ve onun devrimci reformcuları olarak faliyet gösteren bir cemiyet de vardır...


Sultan İshak’a göre: Tanrılık yedi kez ard arda tecelli olmuştur. Tecelliler, Allahın giydiği elbiselere benzetilmiştir. Allah önce evrenin yaratıcısı olarak sonra Hz. Ali daha sonrada Sultan İshak en sonunda’da ATEŞ BEG olarak tecelli etmiştir.

Yarsanilikte, Sultan Sohak ile başlatılan dördüncü evrenin Yahudilerin Peygamberi olan Hz. Musa, Hz Davut ve Bünyamin ile devam ettirildiğine inanmaktadır.

Sultan Sohak’ın buyruğu altında Davut Devdan – Pir, Bünyamin ve Mesih adlı dört melek vardı.Sultan Sohak, Allahın insan biçiminde yer yüzüne inişi olarak yorumlanır; Melekler ise Tanrının vekilleridir. Musa Peygamberdir. .İyilikleri yazan melektir. İnsanlar kıyamet gününde Şehri Zar ve Sultaniye ovalarında toplanacaklar, iyilerin cennete gideceklerine inanmaktadır .

Prof. Minorsky İran Kirmenşah’ta araştırmalarda bulunmuştur Ehli Haklarla ilgili makaleler yazmıştır. Ehli Haklarla ilgili olarak Şah Name-i Hakikat: Haci Nimetullah Ceyhun Abadi, Burhan-ül Hak: Hacı Nur Ali İlahi, Bezürgani Yarsan: Dr. Sıddık Sadi- Zade –Tarhan 1374, Name-i Serencan: Dr. Sıddık Zade gibi Yaresenler – Ehl-i Haklar v.b gibi eserler yayınlanmıştır.

Ehli Hak inanışına göre kimi Allahilere göre de Sultan İshak insan biçimindeki tanrıdır. Ali’nin Allah olduğuna inanılmaktadır.

Kutbname eserinde’de Sultan İshakın Gürani dili ile konuştuğunu mezarının da İran Şirvan kıyısında olduğu belirtilir(Cilt 2)


Bölüm sonu notu:
yaradan Tanrı'nın dünya üzerinde cisimlendigi ve bunların devirlere ayırdıkları görülmekte. 7ler ve 5ler kavramı olusmakta ve her biri tanrının yeryüzündeki yansıması olarak görülmekte. Hz Ali'de bu yansımalar icinde görülür o sebeple özellikle sunni islam yarsancılara büyük zulumler yapmaktadır.


Sonuç bölümü...
Aleviliğin erken oluşumları Tanrı'nın yeryüzünde bazı devirlerde cisimlendiğini savunmakta ve bu cisimlenmeler arasında imam Hz Ali'yi de görmekte. Bunu hem 11.yy Kürt Yarsanist Şair Lıza Xanım'ın şiirinde hemde Sultan İshak'ın buyruğunda görebiliyoruz.

Tüm Yarsan, Yaresan, Ali- Allah, Ali- İlahî, Yarsanizm, Ehl-i Hak, Ahlê Haq, Aliullahi, Alihak inancında tek bir görüs varken son yıllarda Dersim'deki bazı olusumlarda ve yeni cıkan "ışıkçılık" akımında Kürt yarsanist inancının bu görüsü yok sayılmakta ve sunni islama duyulan tepki nedeniyle Hz Ali alevilikten cıkartılmaya calısılmakta..

Özetle Zerdüştlük'ten yola çıkan Kürt ön Aleviliği olan Yarsanizm Hz Ali'yi kabul etmekle kalmıyor aynı zamanda yazıya dökerek belgelerin günümüze kadar kalmasına olanak sağlıyor..

http://www.aleviforum.com/showthread.php?t=56689

Yorum Yaz